Bir kadının saçları...

“Saçlarında bütün gördüklerimi, bütün duyduklarımı, bütün işittiklerimi bir bilseydin!… … Saçlarının okyanusunda, içli türkülerle, her ulustan güçlü insanlarla, sonsuz sıcaklığın yan gelip yattığı uçsuz bucaksız bir gök üzerinde ince ve karışık yapıları oymalar gibi beliren, .... —  Eylem KAHRAMAN

“Saçlarında bütün gördüklerimi,

bütün duyduklarımı,

bütün işittiklerimi bir bilseydin!…

Saçlarının okyanusunda, içli türkülerle,

her ulustan güçlü insanlarla,

sonsuz sıcaklığın yan gelip yattığı

uçsuz bucaksız bir gök üzerinde

ince ve karışık yapıları oymalar gibi beliren,

biçim biçim gemilerle kaynaşan

bir liman görüyorum…”*

 

Kürtlerde bütün tarih boyunca saç çok değerlidir. Tüm canlıların kılları belli bir uzunluğa eriştikten sonra uzaması durduğu halde, insan saçının uzaması öldüğünde bile sürer. Saçlar, insan vücudundan çıkıp büyümesi hiç durmadığı için kutsal sayılır. 

Kürt kadınları, saçlarını taradığı zaman tarağa dökülen saçları kesinlikle atmaz, onları mutlaka bir duvar deliğine tıkar. Saç asla yere atılmaz Yere atılır da biri basarsa, o kişinin başının ağrıyacağına inanılır. Bazı bölgelerde erkek çocukların saçları yedi yaşına kadar hiç kesilmez, cinler onları kız sanarak götürmesin diye uzatılır, yedi yıl sonra törenle kesilir ve kesilen örükler evin duvarına asılır. Bu saç örüklerinin onları nazardan koruduğuna inanılır. Saçlarını kesmesi yasaklanan kadınlar; çok sevdiği, değer verdiği birisi öldüğünde, saç örüklerini kökten keser ve onu ya cenazenin üstüne atar, ya da mezar taşına sararak acısını gösterir. Büyük bir acı yaşayan bu kadınlara, “porkur” denilir. Kadınlar, saçına örttüğü beyaz tülbentini yere attığında, savaş durur. 

Kürt Hareketi Önderi de, kadınlara uzun saçı yakıştırır. Saçlarını sımsıkı bağlayarak toplayan kadın gerillalara; “saçlarınızı özgür bırakın, ruhunuzu sıkıp kapalı bir kutuya koyar gibi toplamayın!” der. O’na göre de saç, özgürlüğün simgesidir. O nedenle kadın gerillalar, Önderliğine bağlılığını göstermek için, kıt koşullarda bile saçlarını hep uzatır.

Ataerkil toplumlarda kadının saçına, erkeğin bıyığına, atın kuyruğuna izinsiz dokunulmaz. Bunlara dokunulması veya zorla kesilmesi büyük bir hakaret sayılır ve sonu ölümdür.  

Avrupa’da yaşayan Keltlerde, saç erkek için gücün, kadın içinse doğurganlığın simgesidir. Hıristiyanların kutsal kitabı İncil’de anlatılan hikâyeye göre ise tanrı tarafından İsraillilerin lideri olarak seçildiğine inanılan Samson, tüm doğaüstü güçlerini, tanrıya adadığı ve hiç kesmediği saçlarından alır. Para karşılığı düşmanla işbirliği yapan sevgilisi Delilah, onun bu sırrını en sonunda öğrenir. Bir gece ansızın Samson’un saçlarını keserek ona ihanet eden Delilah, onun bütün gücünü çalar, böylece tanrının desteğini kaybeden Samson, düşmanlarına yenilir. 

İslam dininde ise saç kadının ziynetidir. Kadının saçını kesmesi kesinlikle caiz değildir. Bir kadın saçını makul ölçülerde ucundan kısaltabilir, fakat bir erkeğinkini andırır tarzda kısa kesmesi haramdır. Saç, İslamda mahremdir ve kesinlikle örtülmelidir. Zira İslamda giyinmek değil, örtünmek özgürlüğün simgesidir. 

Hal böyleyken, Türk devletinin yöneticileri insanlara onur kırıcı işkencelerine ilkin kadının saçlarından başlar. Daha ilkokuldayken saçlarını iki örük yapmayan kadın öğrencilerin saçlarına sağdan soldan makas vurulur. Erkek öğrenciler de bundan nasibini alır elbette. Daha sonraki süreçlerde kadınlar saçlarından tutularak yerlerde sürülür. Zindanlara atılan kadınların saçları zorla, koyun kırpar gibi kesilir. 

Kendisine İslamı rehber edindiğini idda eden ve seçim zamanlarında meydanlarda elinden müslümanların kutsal kitabı Kuran-ı Kerim’i düşürmeyenler de elbette gelenekten şaşmıyor. Türkiye zindanlarındaki akıl almaz işkenceler her gün yeni bir boyut kazanarak devam ediyor. 15 Ağustos günü Adana’da gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Tarsus T Tipi Cezaevine götürülen kadın tutsak Birhat Yalçın’ın upuzun saçları ring aracında askerler tarafından kör bir bıçakla kesildi. Bu tür onur kırıcı işkencelerle zannediyorlar ki tutsakların iradesini kıracak, onları teslim alacaklar. 

Bilmiyorlar ki o kör bıçak bir gün kendilerine dönebilir. Daha bir yıl önce, adı sonradan “15 Temmuz Şehitler Köprüsü” olarak değiştirilen “Boğaz”içi Köprüsü’nde bir Türk askerinin kör bıçakla boğazlandığını unuttuk mu?

* Şiir: Charles Baudelaire, Saçlarında bir yarımküre...

0 Yorum

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Köşe Yazıları

Arşivde Ara