Katar Krizi: Hakimiyet Düşüş ve Kaos

İki değişik açıdan Katar krizini yorumlamak önümüzdeki sürece ışık tutması için gerekli. Birincisi, emperyalist politik bloklaşma/kutuplaşma açısından. İkincisi, emperyalist kutuplaşma tırmanırken bölgesel kapitalist devletlerin özerkçe kendi gerici çıkarlarına oynamaları imkanı. ABD, kend.... —  Ziya ULUSOY

İki değişik açıdan Katar krizini yorumlamak önümüzdeki sürece ışık tutması için gerekli.

Birincisi, emperyalist politik bloklaşma/kutuplaşma açısından.

İkincisi, emperyalist kutuplaşma tırmanırken bölgesel kapitalist devletlerin özerkçe kendi gerici çıkarlarına oynamaları imkanı.

ABD, kendi hakimiyetinde emperyalist devletler düzenini, kaybetti. Halkların mücadelesinin rolü olsa da, bu, esasen kapitalizmin eşitsiz gelişmesinin yarattığı kaçınılmaz sonuçtur ve devam ediyor.

ABD, çeyrek  yüzyıl önce, SB’ninve revizyonist blokun yıkılmasıyla, “ABD yüzyılı” ve “tarihin sonu” masallarıya hegemonyasını gerçekleştirmeye çalıştı ve ABD hakimiyetinde devletler düzenini kurdu.

“Tarihin sonu”na kendi liderliğinde karar vermek isteyen ABD, hakimiyetini büyük-küçük bütün kapitalist devletlere dayattı. Yugoslavya savaşları, Afganistan-Irak işgalleri, Libya ve Suriye iç savaşları, ayrıca yapamadığı olası savaşlar, ABD’nin devasa askeri gücünü dayatarak “ABD’ci dünya düzeni”ni sürdürmek içindi.

ABD dünyayı kana buladı ama hakimiyetini uzun sürdüremedi.

Mali-ekonomik alanda Çin ile askeri gücü dünya çapında olan Rusya ittifakı, ayrıca mali-ekonomik açıdan Almanya rakip güçler olarak belirdiler. Henüz meydan okumasalar da dünya çapında rakip olduklarını giderek yüksek sesle dile getiriyorlar.

ABD, Obama’nın son yılından başlayarak yeni bir askeri-siyasi hamleyle bu rakip gelişmenin önünü yeniden  kesmek için faşizan Trump’la saldırgan bir hamle deniyor.

Suriye vekalet savaşında yenilgi alan ve Irak’da İran nüfuzunu engelleyemeyen ABD, yeniden Sunni devletler birliğini harekete geçirerek, bir önceki dönemin aksine İran’a ilişkin savaş tehtidini yükseltiyor.

Sunni devletler içinde İran’la kısmi uzlaşma içindeki Katar’ı cezalandıryor, ambargo altına alıyor.

Katar hanenedanıyla tarihsel rekabet içinde olan Suud hanedanının çıkarıyla tam örtüşen ve Suud ile İsrail siyaonizminin tehdit aldığı İran’ı hedef alan bu bloklaşmayı, ABD, hakimiyet restorasyonunda keskin bir hamle olarak kullanacak.

ABD Trump’la birlikte Kuzey Kore’ye de nükleer başlıklı silahlar yüklü 2 uçak gemisi göndererek tehtidini ve savaş tehlikesini tırmanırdığında hedef olarak yalnızca Kuzey Kore’yi değil, Çin’i aldı. Güney Çin Denizi üzerine savaş kokusu yayan çekişme ve uzak doğuya gönderilen ABD  uçak gemilerinin Güney Çindenizi’ni korumayı da üstlendikleri sözleri, Çin’i yüksek düzeyde tehdit ettiğini gösterir.

Şimdi Katar’ı cezalandırarak biatı dayatan Sunni devletler blokunu yeniden kurarken ABD, Suriye içsavaşında avantaj elde eden Rusya-İran blokunu hedeflemekte.

Ukrayna’nın NATO’ya giriş kararı alması da Rusya’nın çevrelenmesi adımlarından bir diğeri.

ABD, daha düşük yoğunlukla Alman emperyalizmine karşı da harekete geçti.

ABD, Katar’ı teslim alarak yeni bir savaşçı hamle başlatırken, rakiplerine ve tam itaati reddeden işbirlikçilerine gözdağı vermeye çalışıyor.

Bu gözdağının bazen savaş, bazen ambargo ve tecrit yöntemlerini kapsayacağı anlaşılıyor.

Fakat vurgulamak gerekir ki, dünyanın yeniden bölüşülmesi için rakip güç merkezlerinin oluşmakta olduğu bugünün koşullarında, büyük güçler arasındaki rekabet, bölgesel devletlere, çelişkiden yararlanma, kendi özgün gerici çıkarları yönünde hareket etme imkanı veriyor.

Dün Batılı emperyalistlerin   sadık işbirlikçiliğini yapanların bir bölümü,  bugün “AB’ne kafa tutan Erdoğan”, ABD Centcom ‘unun  ülkesini üs olarak kullanmasına izin vermeye devam ettiği halde, “İhvan’ı desteklemekte ısrar eden yeni Katar Emiri”  olarak sahnede görülebiliyor.

Veya ABD’nin sadık işbirlikçisi olan seleflerinden farklı olarak Duterte ABD’ye meydan okuyabiliyor

Kuzey Kore yönetimi, işbirlikçilerden farklı. Fakat yine de  dün Çin üzerinden uzlaşmak zorunda kaldığı ABD ve AB emperyalistlerine bugün meydan okuyabiliyor.

Katar Emiri, uzlaşma yolu ararken, görevini bırakabilir mi veya kendisinin yaptığı gibi saray darbesiyle yerini bırakır mı?  Bunu pratik gösterecek.

Ancak, Yemen işgalini desteklemek için kurulan “Sunni devletler Nato’su”ndan kaptığı “Katar’da 3 bin kişilik askeri üs”se asker gönderme kararını   alan diktatör Erdoğan, sermaye akışını sürdürmek amacıyla ve görüşbirliğinde olduğu için Katar  Emiri’ne destek verdi. Ama öte yandan arabuluculuğa soyundu.

Katar Emiri’ne ABD-Suudi-İsrail-Mısır blokunun uyguladığı ambargo, savaş değil ama  ağır bir baskı. Diktatör ısrar ederse, aynı ölçüde olmasa da, benzer bir baskıyla karşılaşabilir.

İşbirlikçilerin gerici çıkarları yönünde efendileriyle çelişkiye düşmeleri nedeniyle aldıkları tavrı, gerici çatışma değil, antiemperyalist gösteren anlayışa karşı mücadele  bu dönemde devrimci hareketin özel görevi olacak.

Devrimci hareket, diktatörün şimdiye değin güç ve destek aldığı ABD emperyalistleriyle , Katar krizi nedeniyle çelişkiye düşüp zayıflamasını, karşıdevrim içindeki çatışma olarak görüp, diktatörlüğün ve emperyalist hakimiyetin yıkılması için değerlendirecektir, değerlendirmelidir.

0 Yorum

Bu Yazı Hakkında Ne Söylemek İstersiniz?

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren, halklara ve inançlara saldıran, nefret suçu ve cinsiyetçi söylemler içeren, şiddete teşvik eden ve tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.

Editörün Seçtikleri

Video Galeri

Köşe Yazıları

Arşivde Ara